Abone Ol RSS

Gitmek Ateşi

22 Şub 2011

Yazan: Özlem Güzelharcan

Sırtıma mavi, büyük çantamı alıp komşuların deyimiyle kız başıma Sirkeci’den gelen, beni dilini bile bilmediğim farklı coğrafyalara götürecek olan o trene binmemden önceydi Gideon ile tanışmam.

Ben, çalışmaya henüz başlamış, sabahları evrak çantasında hayallerini de taşıyan bir gizli gezgindim. Gideon ise Hollanda’dan yollara düşmüş, sadece otostop çekerek seyahat eden, tanımadığı insanların evlerinde konaklayan, canı hangi şehre gitmek isterse oraya rotasını çeviren ve nihai hedefi Çin’e varmak olan bir maceraperestti. Evimizde üç gün boyunca ağırladığımız ve aynı zamanda ilk Couchsurfing deneyimimiz olan bu Hollandalı misafirimiz binlerce kilometre öteden gelip bize kendisini sevdirmeyi başarmıştı, öyle ki o İstanbul’a gitmek için otostop çekmek üzere evden ayrılıp yine yollara düştüğünde, 23 Nisan şenlikleri sonrası yabancı arkadaşlarını ülkeden uğurlayan minikler gibi mahzun kaldık biz.

Neydi Gideon’u buralara getiren? Nedir bir gezgini yollara düşüren şey? Nedir işinden istifa ettiren, sevdiklerinden uzaklara götüren, bilinmezliklere yönelten? Nedir dilini bile konuşmadığı coğrafyalara, uzun uzak yolculuklara sürükleyen?

2007 yılının Temmuz ayında, Yunanistan’a giden o trene çantamla birlikte zihnimde bu soruları taşıyarak binecektim ben de. Yola çıkarken kendime uzun süre yol arkadaşı aramış, iyi ki bulamamıştım. Ve yolculuğum süresince anlayacaktım ki insan en rahat, en güzel, en eğlenceli ve eğitici yolculuklarını bizzat kendisiyle yapıyor çünkü yola çıkmak, bir anlamda kendini de keşfe çıkmak demek. Çünkü yolculuk, sonu nereye varırsa varsın, kişinin –belki de gizli kalmış- korkularını, arzularını ona deneyimletiyor. Yolda karşısına çıkan insanlar, gördüğü manzaralar, yaşadığı küçük, büyük olaylar onu büyütüyor, geliştiriyor. Gezgin, tıpkı Harikalar Diyarı’nın Alice’i gibi bilinmeyene, maceraya, gizeme, içinde yabancıların yaşadığı farklı âlemlere adım atarken aslında kendi içinde bir yolculuğa çıkıyor. Gezginin yine tıpkı Alice gibi önünde durduğu kapılar, bizzat kendi içine açılan kapılar. Ve kapıların ardından seslenen tavşan, aslında hepimizin her gün görüp duyduğu, bizi kendisini keşfe çağıran hayattan başkası değil! Dolayısıyla gezgin, kulaklarının pasını sıklıkla silebilen ve önünde duran kapının koluna uzanabilecek cesareti kendinde bulabilen kişiye verdiğimiz isim; bir gezgini yollara düşüren şey de temelde, yolda kendisiyle karşılaşma ihtimali oluyor.

Benim başıma gelen de aynen buydu işte! Uzun zamandır hayalini kurduğum kapıları sonunda açmıştım. Yunanistan’a giden köhne tren beni daha sonra İtalya’ya uzanan bir büyük gemiye emanet etti. Adriyatik’i muhteşem bir günbatımı eşliğinde geçen gemi beni başka trenlere… O başka trenler otobüslere, bisikletlere, vapurlara… O vapurlar, otobüsler, bisikletler bir zamanlar benim için yabancı olan dünyanın en sevecen ve sıcakkanlı insanlarına, onların evlerine, mahallelerine, sokaklarına… O sokaklar o ülkelerin kendilerine has müziklerine, yemeklerine, havasına… Beni daha özgür, daha mutlu biri yapan Harikalar Diyarı’na…
Sanılır ki gezginler çok korkusuz insanlardır. Bense onların sadece risk alabilen, cesur insanlar olduklarını düşünürüm. Korkusuz, çekincesiz gitmek olmaz. Önemli olan insanın içindeki şüpheler ile küçük ya da büyük korkuları ile yola çıkması, kendisiyle hesaplaşmasıdır. Gitmek, sihirlidir. Gitmek, arayışta olanların en sevdiği kelime ve eylemdir.

Dönmek de en az gitmek kadar heyecan verici ve güzeldir. Yeniden sevdiklerimize, sıradan hayatımıza, işimize gücümüze dönmek yolun, yolculuğun değerini daha da arttırır. Gezgin, yeniden yolculuk hayalleri kurar döner dönmez. Kurduğu hayallerde dünyanın her yerinden hikâyeler toplar, kendi öznel atlasını oluşturur.

Gideon ile bir daha hiç görüşmedik. Yollarımız hiç kesişmedi fakat ben onun tam bir yıl boyunca aralıksız yollarda olduğunu, otostop çekerek Çin’e ulaştığını, gezip gördüğü her şehirde arkadaşlar edindiğini ondan dinledim. Önündeki bütün kapılara çekinmeden uzanan bu çılgın adamı artık daha iyi anlıyorum.
Bir gün düşerse sizin de içinize gitmek ateşi, değişik hikâyeler aramaya başlarsanız, yandınız! Yollara düşme zamanınız yakın demektir ve dikkat; orada kendinizle karşılaşırsınız!




Gitmek Ateşi için 15 cevap

  1. Filiz

    Gidesim geldi.

  2. Ali Alper Uyar

    Interrail maceranın derinliklerine inip anılarını yaşadıklarını ve CS tecrübelerini bizimle paylaşman bizim için mutluluk verici olacaktır. Cesaretini tebrik ederim:)

  3. şennur

    Eminim ki bu yazıyı okuduktan sonra birçok kişi bu ateşi yakmak için hiç te gecikmeyecektir,harika bir anlatım olmuş,kalemine sağlık.

  4. mavi kelebek

    yollarda kendinle karşılaşmak, kendi öznel atlasını oluşturmak, harikalar diyarına ulaşmak… herkesin içinde gitmek kıvılcımı atan, alıp götüren bir yazı olmuş. tebrikler. devamını bekliyorum.

  5. azelea

    “gitmek”in bu kadar “varolmak” demek olduğu, yolların bu kadar uzun olduğu, geri dönmenin bu kadar kavuşmak olduğu bir hikaye…

  6. Kadir Dölçek

    “..bir gezgini yollara düşüren şey de temelde, yolda kendisiyle karşılaşma ihtimali oluyor..”

    kendinle karşılaşmaya devam ediyorsun..
    seni de bulma heyecanını bize yaşatman daha da sevindirici..
    yolun açık olsun martı.. :D

  7. ilay

    Harika olmuş gerçekten:) Gitmek istiyorum! ;)

  8. balık

    Martı’nın harika anlatımıyla birleşmiş kelimeler ve harfler, insana sınırlarını zorlamayı ve gitmeyi aşılıyor :)

  9. emirhan

    ‘gitmek’ konusunda inandığım iki temel unsur..
    birincisi ‘Yola çıkmadan yoldaş bulunmaz….’
    ikincisi ise gidebildiğin en uç noktada seni bekleyen bir ayna olması..
    müthiş bir anlatım olmuş, yollarda karşılaşmak üzere..=)

  10. Ali Arı

    kaleminden çıkma harika bir yazı daha.. gezilerinle ilgili ne zaman yazılarından birini okusam gitmeyi, gezgin olmayı daha bir istekle istiyorum. küçükken her kışı, gelecek yaz bir yerlere gitme hayaliyle geçirirdim. ve tabiki de bu genelde mümkün olmazdı :) ama tabi şimdi işler değişti , insan büyüdükçe yapabileceklerinin daha bir farkına varıyor ve neden olmasın diye soruyor kendisine. bu konuda bana ilham veren en tepedeki insanlardan birisin. umarım yazıların devam eder ve yaşadıklarını keyifle okuruz! içindeki ateş hiç sönmemesi dileğiyle..

  11. Mesut Engin

    ” … orada kendinizle karşılaşacksınız ! ” Ne kadar güzel anlatmışsın Gezgin Martı, ” Gitmek Ateşi’ni ” . Kesinlikle GİDESİM GELDİ. Harikasın ….

  12. tennur

    ”Önünde duran kapının koluna uzanabilecek cesareti kendinde bulabilen kişi…….” Ne kadar güzel yazmışsın, çok etkilendim.Harika bir yazı olmuş.Cesaretine hayranım.Tebrikler

  13. Cengiz Poyraz

    Nereye gidersen git kiminle gidersen git sonunda kendini bulursun. Kendimizi kendimizden uzaklaştıran birtakım yalancı örgülere kapatmışsak etrafımızı o zaman yollara düşmek gerek… Geçtiğimiz yollarda temas ettiğimiz her çalıda bir lifini bırakarak kozamızın gerçek benliğimiz çıkacaktır ortaya apaçık bir şekilde… Eğer kaçmak istiyorsak kendimizden nafiledir bu yolculuk unutmamak gerek. Çok güzel bir varoluş öyküsü yazmışsın özlem eline, diline sağlık…..

  14. özgür yıldırım

    yunanistan üzerinden arabamızla balkan turu yapacağız,umarım hayalimizdeki gibi guzel olur.önerilerinizi mailimizden bizimle paylasırsanız memnun oluruz


Yorum Yazın